Erciyes, Anadolu`nun Bekçisi
Anadolu`nun bağrından yükselir Erciyes, neredeyse tam ortasından, sanki bu toprakları kollayan, gözetleyen bir bekçi gibi. Türkiye`nin en yüksek beşinci noktası onun tepesidir. Çevresindeki bütün şehirlerden ve tabi eteklerinde kurulu olan Kayseri`nin her noktasından farkedilir onun asâleti ve büyüklüğü.
Erciyes Dağı, 3917 metre yüksekliği ve etkileyici görüntüsü ile yüzyıllardır Anadolu coğrafyasının en önemli simgelerinden biridir. Sadece bölge insanı tarafından değil, Anadolu`nun dört bir yanında tanınan bu ulu dağ sayısız türkü, masal ve efsaneye konu olmuştur. Bu asalet ve haşmet Türkiye`nin ve dünyanın dört bir tarafından gelen dağcıları da bir çok defalar kendine çekmiştir. İşte biz de bu çekiciliğe kapılıp yollara düştük günün birinde. Erhan Önal, Mehmet Aksoy ve Oytun Orgül`den oluşan ekip 10 Nisan sabahı erken saatlerde Kayseri`ye vardı. Faaliyet hazırlıkları haftalar önce yapılan planlamalarla başlamıştı. Daha önceden bir çok kez Erciyes`e çıkan ve faaliyetin de sorumlusu olan Erhan, tarih belirleme, rota seçimi, ulaşım ve bunun gibi önemli bir çok konuda bize destek verdi. Hava koşulları nedeniyle yaşanan bir haftalık erteleme sonrasında, bu heybetli dağın eteklerindeki kentteydik artık.
Develi yolu üzerinde olması nedeniyle Erciyes, dört mevsim kolaylıkla ulaşılabilinecek bir dağ. Turizmin gelişmesiyle yıl boyunca açık tesisler de bulmak artık mümkün. Yaklaşık yarım saatlik bir yolculuk sonrası Erciyes kayak merkezine varıyoruz. Burada, GSGM`ne ait dağ evine isimlerimizi yazdırıp telesiyeje binerek yükselmeye başladık. Dört mevsim açık olan bir telesiyejin olması işimizi oldukça kolaylaştırıyor. Yürüyerek neredeyse dört saatte yapılabilinecek zevksiz bir çıkışı, yarım saate yakın bir zamanda hiç yorulmadan gerçekleştiriyoruz. Telesiyejin bittiği Baruthane istasyonundan kamp yerine kadar olan yürüyüş sırasında Kırıkkale`den gelen bir grupla karşılaşıyoruz. Dağcılıkta çok önemli bir yere sahip olan “kazma ile düşüş” eğitimi yapıyorlardı, çok fazla rahatsız etmeden ve telsizlerimizden birini haberleşme için bırakarak yola devam ediyoruz. Dağda yardımlaşma ve destek çok önemli, neyseki dağa giden bir çok kişi de bunun bilincinde. Bir süre sonra, zirveden aşağıya inen bir grup kayakçı gözümüze takılıyor. Zirveye kadar yürüyerek çıkıp kayakla iniş yapıyorlar. Hayranlık ve merakla izliyoruz. Yanımızdan geçerlerken selamlaşıyoruz, yabancılardan oluşan bir grupmuş.
Çıkış rotamızın başlangıcına yakın, gözümüze kestirdiğimiz düzlük bir alana çadırımızı kuruyoruz. Su elde etmek için kar eritme, yemek yapma ve tırmanış için çantaları hazırlama gibi işleri yaptıktan sonra uyku tulumlarımıza giriyoruz. Ertesi gün sabaha karşı saat 03:00`da uyanıp son hazırlıkları ve kahvaltımızı yaptıktan sonra 04:00`da zirveye doğru olan yürüyüşe başlıyoruz. Erciyes`in Güney yüzündeki üç ana rotasından biri olan “Güney kulvarı” veya “Nesrin Topkapı” diye anılan rotadan çıkış yapıyoruz. Rota, giderek dikleşen ve sonunda sırt hattına varan geniş bir kulvar. Sırta yaklaştığımızda Hörgüç kaya diye bilinen ve sırt hattının tam üzerinde yükselen meşhur kayalığın altından geçerek zirveye doğru giden sırt hattına varıyoruz. Artık zirve bir kaç adım ötemizde ve saat 09:00`da zirvedeyiz. Muhteşem bir manzara bizi karşılıyor; Kayseri, Develi Ovası, Sultan Sazlığı, Hasan ve Melendiz Dağları, Aladağlar, Bolkar Dağları, Orta Toroslar ve Kapadokya bölgesi manzaranın birer parçası. Zirvede yaklaşık 20 dakika kalıp, zirve defterine kısa bir yazı yazarak bol bol fotoğraf çekiyoruz. Sponsorumuz Plastnak Lojistik`in zirveye çıkarmamız için verdiği ufak tırın da fotoğraflarını çekip dönüşe geçiyoruz. Dönüşümüzü de çıktığımız rotadan yapıyoruz. 11:00`da tekrar kamp yerimizdeyiz, biraz yorgun ama başarmanın verdiği mutlulukla toplanıp yine teleseyijle, kısa bir sürede aşağıya iniyoruz.
Aşağıda ve Kayseri`ye kadar olan yolda gözlerimiz sürekli dağı süzüyor. Kısa bir zaman için de olsa bu etkileyici dağın bir parçası olmak, onunla yaşamak ve ona uyum sağlamak bizim gibi büyük şehir ortamının kaosu içinde yaşayanlar için büyük bir şans. Zaten bunun için dağlara gitmiyormuyuz?
Bu faaliyette bize destek olan sponsorumuz PLASTNAK LOJİSTİK firmasına teşekkür ederiz...
Oytun ORGÜL